Hz İsa Aleyhisselam’ın, Tabor Dağında Musa ve İlyas Aleyhisselamla Görüşmesi

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hz İsa Aleyhisselam, üç havarisi ile Tabor dağına çıkarak, burada Hz Musa ve İlyas Aleyhisselam ile görüşmüştür. İncildebu kıssa şöyle anlatılmaktadır:

Mat.17: 1 Altı gün sonra İsa, yanına yalnız Petrus, Yakup ve Yakup’un kardeşi Yuhanna’yı alarak yüksek bir dağa(Tabor Dağı) çıktı.

Mat.17: 2 Onların gözü önünde İsa’nın görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu.

Mat.17: 3 O anda Musa’yla İlyas öğrencilere göründü. İsa’yla konuşuyorlardı.

Mat.17: 4 Petrus İsa’ya, “Ya Rab” dedi, “Burada bulunmamız ne iyi oldu! İstersen burada üç çardak kurayım: Biri sana, biri Musa’ya, biri de İlyas’a.”

Mat.17: 5 Petrus daha konuşurken parlak bir bulut onlara gölge saldı. Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” dedi.

Mat.17: 6 Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.

Mat.17: 7 İsa gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.

Mat.17: 8 Başlarını kaldırınca İsa’dan başka kimseyi göremediler.

Mat.17: 9 Dağdan inerlerken İsa onlara, “İnsanoğlu* ölümden dirilmeden, gördüklerinizi kimseye söylemeyin” diye buyurdu.

Mat.17: 10 Öğrencileri O’na şunu sordular: “Peki, din bilginleri* neden önce İlyas’ın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?”

Mat.17: 11 İsa, “İlyas gerçekten gelecek ve her şeyi yeniden düzene koyacak” diye yanıtladı.

Mat.17: 12 “Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onların elinden acı çekecektir.”

Mat.17: 13 O zaman öğrenciler İsa’nın kendilerine Vaftizci Yahya’dan söz ettiğini anladılar.

 Ayrıca Tabor Dağı ile alakalı bir başka efsane şöyle anlatılmaktadır:

“Adem, Hebron vadisinde 932 yasina kadar yasadiktan sonra olumcul bir hastalığa yakalanır ve oğlu Şit’i Cennetin kapısını bekleyen melekten merhamet yaği istemeye gonderir. Sit, Adem ve Havva’nin izlerini takip eder, zira Adem ve Havva’nin ayak bastiklari yerde ot bitmemiştir; böylece cennete gelir ve Adem’in isteğini baş meleğe bildirir. Ba melek, Şit’e üç kere cennete bakmasnı söyler. Ilk bakışta dört nehrin doğduğu kaynağı ve onun üstünde kurumuş bir ağac görür Ikinci bakışında, ağacın gövdesine dolanmış bir yılan; üçüncüde ağacın göğe yükseldiğini görür, tepesinde yeni doğmuş bir bebek bulunmaktadir ve kökleri yeraltı alemine kadar uzanmaktadır. (Hayat agaci, evrenin merkezinde bulunur ve üç kozmik bölgeden geçer) Melek, Sit’e, gördüklerinin anlamını açıklar ve Kurtarıcının (Isa’nin) gelişini mujdeler. Ona anne ve babasinin tatmis oldugu ağacın meyvesinden üç tohum verir ve bunlari Adem’in dilinin üstüne koymasını, Adem’in üç gün sonra öleceğini söyler. Adem, Sit’in anlattıklarını duyunca cennetten çıkarıldığından beri ilk kez güler, çünkü insanliığın kurtulacağını anlamıştır.

Ölümünde Sit’in dilinin üstüne koyduğu tohumlardan, Hebron vadisinde Musa’nin donemine kadar kalacak üç ağac biter. Bu ağaclarin nerden geldigini bilen Musa, bu ağaçlari söküp Tabor yada Horeb dagina (“dunyanin merkezi”) diker. Davud, ağaclari tanridan gelen bir emirle Kudus’e (burasi da “merkez”dir) götürüp oraya dikene kadar binlerce yıl kalırlar. Pek çok olaydan sonra bu üç agac bir tek ağac haline gelir . Bu ağacın zeytin ağacı olduğu rivayet edilmektedir.(Eliade, Dinler Tarihine Giris, syf. 291)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s